25 Eylül 2014 Perşembe

Yeni bir yazarın imgelere yüklediği anlamları Lenin ve herkese anlatma çabası!

Umutsuz bir bakış! Umutlu bir yakarış... Gülüşmeler... Konuşmalar... Buna can mı dayanır?! Can mı durur bu ikircikli tende?! Yiğit bir kartal gibi kanatlanmış, bilinmeze doğru gidiyorken gecenin o zifirî ortasında boğuk bir gökyüzü sancılı yıldızlar, yarını bekleyen umut ve toprağı bile delmiş güneşin sevinç gözyaşları canımı ısıttı... Yine yatağımdan fırladım. Pencereye gece boyunca konan ayışığı tozlarına baktım ki o kadar masum ve saf. Onu silmeye kıyamadım! Karış karış ölçmek gerek sabahın soğuk ayazını!... Sonra güneşle anlaşıp, beni kandırdılar!

Mehmet Şahin

23 Eylül 2014 Salı

Daha önce de belirttiğim gibi"ikinci geliş"in bir" ödünçlenme " yapıtı olduğudur... şöyle ki ödünçlenme de sanatçının verebildiği tek şey önceki sanat yapıtından kendisine geçmiş olan şeydir.O bakımdan da ister bütün bir konu,ister belli bazı sahneler, pasajlar olsun her ödünçlenme ancak sanatın yansısıdır,benzeridir,"gibi"sidir ama asla kendisi (özgün) değildir... Sayın buktel hangi sanat anlayışına karşılık ikinci gelişin "özgün" bir yapıt olduğu savına varıyorsunuz...lütfen 7 uyurları (hamdi) mağrada bırakın uyusunlar...

12 Eylül 2014 Cuma

TOLSTOY'LA EVLİ

Gerçeğe gözlerini açmamış bir kişi,siyasi iktidara,hayatın temel şartlarını oluşturan canlı bir bedenin organları gibi,çeşitli kutsal kurumlar gözüyle bakar...Gerçeği görmüş bir kişinin gözünde bu insanlar ,siyasi iktidara,hiç bir akla yatkın olmaksızın hayali bir anlam ve önem atfettikleri ve arzularını şiddet yoluyla dışa vurdukları için yanlış yoldadırlar.Bu yanlışı gören kişinin gözünde ,birbirine şiddet uygulayan bu aldatılmış insanlar, yoldan geçenlerin mallarını gasp ede,onlara tecavuz eden soyguncular gibidir. GÜNÜMÜZ İKTİDARININ PİSLİKLERİNİ çok güzel betimlemekle kalmamış saf yandaşlarını da yanlış yolda oldukları için uyarıyor; Tolstoy diyip yatmak gerek... hahhahah 12 eylül cuma mAŞİZİM VE anarşizim ....

10 Eylül 2014 Çarşamba

İNSAN GİBİ

Yıllar geçti gözümde
Ayla yıldız arası
Nedir ki bu yaşanan
Uykuda kalmış insan gibi

Yalanlar atılır dünyaya
Umut doğar toprakta
Leylayı bıraktım 
Çölde kalmış insan gibi

Ne mezar ister ne de kefen 
Et kemik toprak oldum
Gittiğim yerde yaşam varmıdır
Bende hayal ederim insan gibi
.............................................
12  MART 2006 - BULUNMAZ TİYATRO 

9 Eylül 2014 Salı

YENİ (LEN) TÜRKİYE

Son yapılan resmi araştırmalar Türkiye'de okuma oranı, on yılda altı saat.Önemli gereklilikler arasında darbeli matkap onuncu,kitap ikiyüz otuz altıncı sırada.Ceptelefonu tüketimi ve televizyon izlemeyi de yazmaya gerek duymuyorum ancak sondan birinci dünya ülkesi diyebiliriz.Ülkenin kalkındığını söyleyen Baş yalancılar da İnşaat sektöründe yeşil alanları katleden müteahhitlerin yalakası olmuş durumdadır.Taşıma su ile değirmen döndürmeye çalışanlar ülkenin yararından çok zararına çalışmaktadır.Kendi çıkar ilişkileri için daha düne kadar Hocanın kıçını yalayan bu "artık" yobazlar yarın da vallahi ülkeyi satarlar.Yolsuzlukla baş gösteren ancak ne hikmetse ört pas geçilen,milyonlarca dolarlar nerede? Daha iki gün önce şantiyedeki kazada ölenlerin hesabını kim verecek? Minareyi çalan kılıfını hazırlar! hazırlar da yerini kim hazırlayacak? Benim yoksul halkımı kandıran bu dinci yobazların minaresi de yok camisi de bunların tek amacı Türkiye'yi ilerliyormuş gibi gösterip geriletmek. Zaten bu günkü koşullarda da olan budur M.Ş


7 Eylül 2014 Pazar

DENEMENİN DENEMESİ...

Okuma kılavuzlu bir üretkenliktir. Gerçekten de bir bakıma yazınsal nesnede okuyucunun öznelliğinden başka bir öz yoktur: Raskolnikov'un bekleyişi, ona ödünç verdiğim, kendi bekleyişimdir; okuyucunun bu sabırsızlığı olmasa, ortada cılız imlerden başka bir şey kalmayacaktır. Sorgu yargıcının duyduğu nefret ,benim imler tarafından kışkırtılan, elde edilen nefretimdir ve sorgu yargıcının kendisi bile, Raskolnikov aracılığıyla ona duyduğum nefret olmadan var olmayacaktır. Bu nefrettir ona can veren etidir bu onun.  

J PAULE SARTRE       

"EDEBİYAT NEDİR? "NİÇİN YAZIYORUZ ÜST BAŞLIK" S 51  52  


 Sartre'ın bura da vurgulamak istediği okurken, karakterlerin varlığıyla birlikte,benim varlığımdır;okurken benimle onların varlığının örtüşmesidir.Kaldı ki Raskolnikov la özdeşleşmiş olanSartre onun aracılığıyla da sorgu yargıcından nefret edebilmiştir.Bura da asıl nokta yani "suç ve ceza" romanın da yargıç ve Raskolnikov arasında ki ikilemi oynayan "dostoyevski"nin bir tarafta suç diğer tarafta ceza özetle,olayın eti de kemiği de Dostoyevskidir... m ş

SAHTEKAR YAZARLARA !!!

Toplumumuzda büyük ölçüde yaygınlık gösteren, insanları yalnız eğlendirmeye ve yozlaştırmaya yönelik taklit sanat ile yüksek sanat olarak görülen değersiz, ayrıksı sanat, toplumumuzda çoğu kişinin gerçek sanat yapıtını anlama yetisine zarar vermiş, böylelikle de onları insanlığın, bu güne dek yaşadığı (ve insandan insana ancak sanat yoluyla geçen) en yüce duyguları yaşama olanağından yoksun bırakmıştır. Zâten günümüz sanatında, hemen hemen bütün yapıtlarında sahtecilik, öykünmecilik olağan üstü boyutlara varmıştır. 

SANAT NEDİR? 17 B - P 13 20  TOLSTOY...

6 Eylül 2014 Cumartesi

ÇÜRÜMEYEN ZAMANLAR, temiz okuyucularına sevgi ve saygılarını sunuyor!


1997 yılından bu yana Bulunmaz Tiyatro'da bulunan Mehmet Şahin, facebook ve twitter hesaplarında yazdığı yazılarda gerçek anlamıyla "özgür" olamadığını söylediğinde kendisine bir blog hesabı açmasını önerdim ve hemen kabûl edip, "isim babası" olarak beni tâyin etti!... Aklıma ilk gelen sözcükleri sıraladım: 

ÇÜRÜMEYEN ZAMANLAR

İnternet ortamını çürük olmayan ve temiz biçimde kullananlara hayırlı olsun...


Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz